Hayat bazen rutinleşir. Her şey birbirinin tekrarı, her yer bildik, tanıdık gelmeye başlar. Bir mola verip yeni bir yeri keşfetmeye koyulursunuz. Orada eski bir dosta rastlarsınız. Aradan ne kadar zaman geçmiş olursa olsun eski zamanların heyecanıyla sohbet edersiniz. O uzun ara hiç verilmemiş gibi...
İşte bu kitabın bende uyandırdığı hisler bunlar...
Özlediğim, heyecanlandığım bir buluşma oldu. Bir an önce bitirmek için yanıp tutuştuğum, aşkla okuduğum, bitmesin ne olur diye okumaya kıyamadığım...
Ankara sokaklarında, otobüs duraklarında, metroda nasıl heyecanla okuduysam merakla konusunu soran bile oldu.
Marc Levy'nin bir önce okuduğum kitaplarının bende yarattığı -görece- hayal kırıklığına yenik düşmeden, yazarın yüksek kredisine bir şans daha tanıdım ve ilk okuduğum kitaptaki lezzeti yakaladım.
Roman boyunca yazar eski kitapları okuyanlara göz kırpıyor. Bunun yanında insanlık tarihin utanç dolu bir dönemine de değiniyor. Kitabın konusundan bahsetmeyeceğim. Sürprizleri severim. Kendime verdiğim sözü tutup arka kapağı okumadığıma bir kere daha şükrettim. Herkese de hararetle tavsiye ederim. Kitapların ön sözlerini, arka kapak yazılarını okumayın. Kitaba ve kendinize bir şans verin. Yayıncılık işine ilişkin yeni bir soru daha düşünmeye başladım. Bu kitapların arka kapak yazılarını kim yazıyor? Sinema çıkışlarında filmin sonunu söyleyen muhterem insanlar mı!?
Kapak yazısını kitap bittikten sonra okumanın verdiği mutlulukla, yazarın bir sonraki romanını beklemeye koyuldum bile...
E.
Dönmek Mümkün Olsa
Marc LEVY
Çeviri: Can Belge
Can Yayınları, Mart 2013, 292 sayfa
6 Nisan 2013 Cumartesi
7 Mart 2013 Perşembe
ÇEKİLİŞ ZAMANI!
Hediye vermeyi seviyoruz. Hele de bu hediye bir kitap olunca, daha da büyük keyif aldığımız kesin.
Sizlerden birinize bu defa E.'nin daha önce blogumuzda yorumlarını paylaştığı, Sibel Cemali'nin kaleminden çıkan 'Sabahın Ucu' isimli öykü kitabını vermek istedik. Sıkı durun; hem de yazara imzalatılmış haliyle! :)
Çekiliş için bir sürü şart koyup işin tadını kaçırmaya hiç niyetimiz yok. Sizden istediğimiz blogumuza üye olarak aşağıya yorum bırakmanız ve çekilişi çevrenize Facebook, Twitter, blogunuz, Google+, vs. yoluyla duyurmanız.
Son katılım tarihi 21 Mart 2013..
Bol şans..
27 Şubat 2013 Çarşamba
FLUSH, Virginia Woolf
Kendime not: Kitaplara başlamadan önce ön söz, son söz ve hatta kitap arkası okuma!
Başkaları ne düşünüyor bilmiyorum ama ben kitapları bilmediğim bir yere yolculuk gibi görüyorum. Gizemli bir yolculuk. Sonunu, gidişatını önceden tahmin etmediğim bir serüven. Genellikle de beni şaşırtan, sürprizli kitapları daha çok seviyorum. Sağ olsunlar bu kitabın başına da bir ön söz koymuşlar ki... Tadından yenmiyor.
Kitabı okurken neyi nasıl anlamamız gerektiğinden, hikayenin detaylarına kadar her şeyi özetlemiş. Ön sözü okur okumaz bütün tadım kaçtı.
Tüm bu kötü başlangıç hikayesine ve ön yargılarıma rağmen kitap çok ama çok keyifliydi.Söz verdiğim gibi şubat ayına Virginia Woolf'un dört kitabını sığdıramadım ama kitaplığıma tam altı tane Virginia Woolf eklemiş oldum. Yazarı bu vesileyle tanımış oldum, çok da memnun oldum.
Flush, bir köpeğin baş kahraman olduğu güzel bir dostluk öyküsü. İnanılmaz akıcı bir dili var. Okuması keyifli, sürükleyici bir roman.
Virginia Woolf okumaya iyi bir başlangıç yaptığımı sanıyorum. Diğer kitapları da okumak için can atıyorum.
E.
Flush
Virginia WOOLF
Çeviri: Fatih Özgüven
İletişim Yayınları, 2012, 116 sayfa
Başkaları ne düşünüyor bilmiyorum ama ben kitapları bilmediğim bir yere yolculuk gibi görüyorum. Gizemli bir yolculuk. Sonunu, gidişatını önceden tahmin etmediğim bir serüven. Genellikle de beni şaşırtan, sürprizli kitapları daha çok seviyorum. Sağ olsunlar bu kitabın başına da bir ön söz koymuşlar ki... Tadından yenmiyor.
Kitabı okurken neyi nasıl anlamamız gerektiğinden, hikayenin detaylarına kadar her şeyi özetlemiş. Ön sözü okur okumaz bütün tadım kaçtı.
Tüm bu kötü başlangıç hikayesine ve ön yargılarıma rağmen kitap çok ama çok keyifliydi.Söz verdiğim gibi şubat ayına Virginia Woolf'un dört kitabını sığdıramadım ama kitaplığıma tam altı tane Virginia Woolf eklemiş oldum. Yazarı bu vesileyle tanımış oldum, çok da memnun oldum.
Flush, bir köpeğin baş kahraman olduğu güzel bir dostluk öyküsü. İnanılmaz akıcı bir dili var. Okuması keyifli, sürükleyici bir roman.
Virginia Woolf okumaya iyi bir başlangıç yaptığımı sanıyorum. Diğer kitapları da okumak için can atıyorum.
E.
Flush
Virginia WOOLF
Çeviri: Fatih Özgüven
İletişim Yayınları, 2012, 116 sayfa
5 Şubat 2013 Salı
Virginia Woolf Okumaları (Şubat 2013)
![]() |
| Resim Gece Kütüphanesi'nden ödünç alınmıştır... |
Kitap severler de onlara katılıyor. Haberlere şuradan ve buradan ulaşabilirsiniz...
Ocak ayının sonlarında S. beni de haberdar etti. Biz de katılmak istedik ancak hangi kitaplarla katılacağımıza karar vermek bugünü buldu :)
Ben ilk defa Virginia Woolf okuyacağım. Hedeflediğim kitapların hepsini bu ay içerisinde bitiremesem bile kütüphaneme 4 yeni roman katmış olacağım :)
İşte Virginia Woolf'un ŞUBAT ayı içerisinde okumayı planladığımız kitapları...
E.'nin okumayı diledikleri:
-Flush
-Deniz Feneri
-Jacob'un Odası
-Bir Yazarın Güncesi
S.'nin okumayı diledikleri:
-Kendine Ait Bir Oda
-Virginia Woolf Bütün Öyküleri
-Bir Yazarın Güncesi
Verimli bir şubat olması dileğimizle...
E.
İLK GÜN, İLK GECE, Marc Levy
Farklı bir Marc Levy romanı…
Bu tanımlamayı daha önce
CananTan’ın İz romanının arkasında okumuştum. O, okuduğum ilk Canan Tan kitabı
olduğu için ne demek istediğini pek anlayamamıştım. Sonra bir tane daha
okuyunca ben bunun iyi bir şey olduğunu düşünmüştüm açıkçası ki bu konuda S. ile çok farklı düşüncelerimiz olmuştu…
Bunlar da farklı bir Marc Levy
romanı olarak adlandırılabilir cinsten ancak bu sefer pek de iyi bir anlamı yok
benim için. Bu iki kitabı ayrı ayrı mı yazmalıyım, birlikte mi diye çok
düşündüm. Burada esas soru, ikinci kitabı tek başına okumaya kalksam nasıl
olurdu? Yani “İlk Gece” , “İlk Gün”den bağımsız okunabilir mi? Elbette
okunabilir ama aynı anlamı içerir mi orası tartışılır.
Yazar alışılmış tarzının dışına
çıkınca her zamanki çevirmenimiz Ayça Sezen de farklı bir çeviri yolu izlemiş.
Öncelikle ben bu çeviriden önceki kitaplar kadar zevk almadım. Çok sık kullanılan,
yerlerine ne kullanılabilir bilmediğim ama akıcılığı sekteye uğrattığını
düşündüğüm bir sürü kelime var. Çok teknik konularda belki yapılabilecek bir
şey yoktur. İki bilim insanının bilimsel gerçekler peşinde koştuğu bir roman
çevirmek kolay olmasa gerek. Sonuçta ben sadece bir okurum ama “işlik” nedir,
bir matbaacının iş yerinden bahsedilirken neden “işlik” demek gerekir ki? Bir
kelime daha vardı roman boyunca kafayı taktığım, bu nedir diye sorduğum,
arıyorum bulur bulmaz buraya eklerim.
İlk kitap ile ikincisinin
çevirileri farklı isimlere ait. Sanırım yayına yetiştirmek için yapılmış bir
hamle, çok fark yaratmamış. Kitaplar arasındaki esas fark başka bir yerde
ortaya çıkıyor. Bu yayın işlerinden pek anlamıyorum ama “bu kitapları
yayınlanmadan önce kimse okumuyor mu?” sorusu sıklıkla sorduğum bir sorudur.
İkinci kitapta Ayça Sezen ismini bu kez çevirmen değil “yayına hazırlayan” olarak yine görüyoruz.
Birinci kitaptaki yazım hatalarının fazlalığı ilk kitabı yayına hazırlayan
birisi olmamasından mı kaynaklanıyor, diye sormak geliyor içimden. Yayına
hazırlayan bu işi mi üstlenir, onu bilmiyorum ama gerçekten ilk kitap beni
bezdirdi yazım hataları konusunda. Umarım bu durum sonraki baskılarda giderilir
de bu özensizlik kitabın önüne geçmez.
Gelelim hikayeye,Marc Levy yazmış
diye okumamayı tercih ederdim kitabı. Yazarın esprilerindeki ince zekaya bu
kitapta da rastlıyoruz ama o kadar. Kitap bana biraz Dan Brown esintisiyle
yazılmış gibi geldi. Çok işim olan bir dönemde yaklaşık 850 sayfayı 6 günde
okuduğuma bakılırsa zevkle okunacak kitaplar. Yukarıda da yazdığım gibi “MarcLevy’nin
yeni kitabı çıktı hemen alıp okumalıyım” demeden okusaydım bu yazı muhtemelen
başka şekilde yazılırdı. Heyecanlı ve eğlenceli bir macera romanı okumak
isteyenlere tavsiye ederim. Bu kitaplar ne zaman film olarak karşımıza çıkar
onu da merak etmekteyim. Yapım epey maliyetli olacaktır muhtemelen çünkü
kahramanlarımız sürekli seyahat halindeler. Okuyucuyu içine alan sürükleyici
bir macera diyerek ve yazarın eski tarzına bir an önce dönmesi dileklerimi
ileterek yazımı bitirirken, herkese iyi okumalar dilerim…
E.
İlk Gün
Marc LEVY
Çeviri: Ayça Sezen
Can Yayınları, Aralık 2012, 420 sayfa
İlk Gece
Marc LEVY
Çeviri: Aykut Derman
Can Yayınları, Aralık 2012, 425 sayfa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



