Ayça Sezen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ayça Sezen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2013 Perşembe

SİZİ TEKRAR GÖRMEK, Marc Levy

Keşke Gerçek Olsa ile başlayan aşk, Sizi Tekrar Görmek adlı kitapta aynı karakterlerle yine karşımıza çıkıyor.

Marc Levy'nin hayran olduğum kendine özgü hayalgücünün ürünü olan bu kitabın ardından, devamı niteliğinde olan Sizi Tekrar Görmek'i okumak oldukça keyifliydi diyebilirim. İki kitapta da güzel bir aşk anlatılmış. Aslında bir kitap daha olsa da orada da çocukları ve torunları olsa fena olmazdı:P

Özetle, sevdim ben bu ikiliyi. Hem kitapta anlatılan aşkı yaşayan çifti, hem de iki kitaptaki konuların anlatılışını.

Buarada kitabı okumama vesile olan D&R'ın 5 TL'lik kampanyasına ve E.'ye teşekkürler.

Bir sonraki Marc Levy kitabında buluşmak üzere.. :)


S.

Sizi Tekrar Görmek
Marc Levy
Çeviri: Ayça Sezen
Can Yayınları, 2011, 272 sayfa  

14 Haziran 2013 Cuma

GÖLGE HIRSIZI, Marc Levy

Bir elimde şimdiye kadar yaptığım en güzel sütlaç, diğerinde Marc Levy'nin beni yine yeniden büyülediği Gölge Hırsızı.. Tadına doyum yok her ikisinin de:) Keyfim yerinde. Bir solukta bitirmek istiyorum kitabı, ama aynı zamanda da bitmesin istiyorum. Uzayıp gitsin bu tat.

Hayal gücü çok etkileyici. Yazarın bu yönüne aşık oluyorsunuz. Kitapta anlatılan mekanlar hala gözümün önünde. Takılı kaldım...

Anlaşıldığı gibi büyük keyifle okudum kitabı. E.'ye teşekkürler. Sayesinde okudum. Tabi D&R'a da 5 TL'lik kitapların arasında koyduğu için teşekkürler. 

Arka kapağını E.'nin tavsiyesiyle okumadım ve iyiki de okumamışım! Kitap bittikten sonra okuyunca böyle bir yazı koydukları için dumur oluyorsunuz.

iyi okumalar ve iyi keyifler...

S.

Gölge Hırsızı
Marc LEVY
Çeviri: Ayça SEZEN
Can Yayınları, 2011, 211 sayfa

BİRBİRİMİZE SÖYLEYEMEDİĞİMİZ ONCA ŞEY, Marc Levy

Sayesinde bir çok şeyi keşfettiğim bir blog yazarı var. Bu kitabı ve yazarını da kendisinin bir yazısıyla tanıdım. Tam da söylediği gibi düşünüyorum "bu kitabı anneler, babalar ve hatta çocuklar mutlaka ama mutlaka okumalı". Tavsiyelerine öyle çok güveniyorum ki sipariş verirken yazarın bir başka kitabını da söylemiştim. Seveceğimden emindim kitabı ama bu kadarını ben bile beklemiyordum. Nefes almadan okudum desem yeridir. Aynı hafta içinde yazarın 3 kitabını okuyup bitirdim.Diğer kitaplarına da geleceğiz sırayla ama bu bence okuduklarım içinde en iyisi.
Kitaptaki marjinal karakterlerin muhteşem esprileri, sürekli "acaba mı?" diye sordurtması, en ince detayına kadar planlanmış sahneler, heyecan ve tabi aşk... Film seyreder gibi okudum kitabı. Kafamda bir Julia, bir Stanley, bir Anthony Walsh tiplemesi bile var. Hani filmi bana çektirecek olurlarsa rol dağılımı hazır.
Bu kadar akıcı bir romanın insanı böyle içsel sorgulamalara sürüklemesi, suratına tokat gibi çarpması benim çok rastladığım bir durum değil açıkçası. Üstünden bir süre geçtikten sonra tekrar okunacaklar listemde ön sıralarda leziz bir kitap. Marc Levy hayal gücü ve akıcı diliyle beni kendine hayran bıraktı.


E.





Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca Şey
Marc LEVY
Türkçesi: Ayça SEZEN
Can Yayınları, 2010, 294 sayfa

5 Şubat 2013 Salı

İLK GÜN, İLK GECE, Marc Levy


Farklı bir Marc Levy romanı… 

Bu tanımlamayı daha önce CananTan’ın İz romanının arkasında okumuştum. O, okuduğum ilk Canan Tan kitabı olduğu için ne demek istediğini pek anlayamamıştım. Sonra bir tane daha okuyunca ben bunun iyi bir şey olduğunu düşünmüştüm açıkçası ki bu konuda S. ile çok farklı düşüncelerimiz olmuştu…

Bunlar da farklı bir Marc Levy romanı olarak adlandırılabilir cinsten ancak bu sefer pek de iyi bir anlamı yok benim için. Bu iki kitabı ayrı ayrı mı yazmalıyım, birlikte mi diye çok düşündüm. Burada esas soru, ikinci kitabı tek başına okumaya kalksam nasıl olurdu? Yani  “İlk Gece” ,  “İlk Gün”den bağımsız okunabilir mi? Elbette okunabilir ama aynı anlamı içerir mi orası tartışılır.

Yazar alışılmış tarzının dışına çıkınca her zamanki çevirmenimiz Ayça Sezen de farklı bir çeviri yolu izlemiş. Öncelikle ben bu çeviriden önceki kitaplar kadar zevk almadım. Çok sık kullanılan, yerlerine ne kullanılabilir bilmediğim ama akıcılığı sekteye uğrattığını düşündüğüm bir sürü kelime var. Çok teknik konularda belki yapılabilecek bir şey yoktur. İki bilim insanının bilimsel gerçekler peşinde koştuğu bir roman çevirmek kolay olmasa gerek. Sonuçta ben sadece bir okurum ama “işlik” nedir, bir matbaacının iş yerinden bahsedilirken neden “işlik” demek gerekir ki? Bir kelime daha vardı roman boyunca kafayı taktığım, bu nedir diye sorduğum, arıyorum bulur bulmaz buraya eklerim.

İlk kitap ile ikincisinin çevirileri farklı isimlere ait. Sanırım yayına yetiştirmek için yapılmış bir hamle, çok fark yaratmamış. Kitaplar arasındaki esas fark başka bir yerde ortaya çıkıyor. Bu yayın işlerinden pek anlamıyorum ama “bu kitapları yayınlanmadan önce kimse okumuyor mu?” sorusu sıklıkla sorduğum bir sorudur. İkinci kitapta Ayça Sezen ismini bu kez çevirmen değil  “yayına hazırlayan” olarak yine görüyoruz. Birinci kitaptaki yazım hatalarının fazlalığı ilk kitabı yayına hazırlayan birisi olmamasından mı kaynaklanıyor, diye sormak geliyor içimden. Yayına hazırlayan bu işi mi üstlenir, onu bilmiyorum ama gerçekten ilk kitap beni bezdirdi yazım hataları konusunda. Umarım bu durum sonraki baskılarda giderilir de bu özensizlik kitabın önüne geçmez.

Gelelim hikayeye,Marc Levy yazmış diye okumamayı tercih ederdim kitabı. Yazarın esprilerindeki ince zekaya bu kitapta da rastlıyoruz ama o kadar. Kitap bana biraz Dan Brown esintisiyle yazılmış gibi geldi. Çok işim olan bir dönemde yaklaşık 850 sayfayı 6 günde okuduğuma bakılırsa zevkle okunacak kitaplar. Yukarıda da yazdığım gibi “MarcLevy’nin yeni kitabı çıktı hemen alıp okumalıyım” demeden okusaydım bu yazı muhtemelen başka şekilde yazılırdı. Heyecanlı ve eğlenceli bir macera romanı okumak isteyenlere tavsiye ederim. Bu kitaplar ne zaman film olarak karşımıza çıkar onu da merak etmekteyim. Yapım epey maliyetli olacaktır muhtemelen çünkü kahramanlarımız sürekli seyahat halindeler. Okuyucuyu içine alan sürükleyici bir macera diyerek ve yazarın eski tarzına bir an önce dönmesi dileklerimi ileterek yazımı bitirirken, herkese iyi okumalar dilerim…


E.


İlk Gün
Marc LEVY
Çeviri: Ayça Sezen
Can Yayınları, Aralık 2012, 420 sayfa

İlk Gece
Marc LEVY
Çeviri: Aykut Derman
Can Yayınları, Aralık 2012, 425 sayfa




29 Ocak 2013 Salı

DOSTLARIM AŞKLARIM, Marc Levy

2013 yılının ilk yazısını Marc Levy ile açmak oldukça keyifli..

Arka kapaktan;

Dünyanın çeşitli ülkelerinde milyonlarca okura ulaşan Marc Levy, son dönem Fransız edebiyatının en gözde yazarlarından biri. Okurlarına bir kez daha duygu ve mizah yüklü bir dünya sunuyor; Londra'nın göbeğindeki Fransız mahallesinde geçen sımsıcak, sevecen ve sevimli bir öykü anlatıyor. 

Otuzlu yaşlarını süren, boşanmış ve çocuklu iki eski arkadaş, hayatlarını yeniden kurmak için aynı çatı altına yerleştiklerinde bir kural koyarlar: Kadınların ve çocuk bakıcılarının bu eve girmesi yasaktır. Biri son derece egoist ve çocuk kalmış, öbürü mükemmeliyetçi ve özverili bu iki adam, kimi zaman çatışarak, kimi zaman uzlaşarak birlikte yaşamaya çalışırken yalnız değildir. Çevrelerinde dostları ve kapılarında bekleyen aşkları vardır. Ama geçmişin izlerini silecek gücü bulabilecekler midir?  

Adımını atınca yemyeşil çimenlere negatif enerjini bırakabileceğin bir balkonda çayımı yudumlarken, kuş sesleri eşlik ediyordu bu huzurlu ana... Efrafta palmiye ağaçları.. Biraz ileride okyanus.. Huzur var burada, sadece huzur! Sessizlik nasıl da güzel. Böyle bir mekanda başladığım kitap önce biraz şaşırttı beni. Hani diğerlerinde beni doğrudan içine çeken Marc Levy kitapları nerede? Neyseki çok sürmedi bu bekleyiş.

Bir Marc Levy romanını daha okuyup bitirmiş olmanın hem mutluluğunu hem de hüznünü beraber yaşıyorum! Mutluyum, çünkü beni bekleyen Marc Levy kitaplarına yelken açmanın vaktidir. Hüzünlüyüm, çünkü tadı yine damağımda kaldı. Gerçi daha önceden okuduğum romanlarını da göz önüne alarak, en keyif aldığımdan aşağıda doğru bir sıralama yapmam gerekse, sanırım bu kitap en alt sırada alır yerini. 

Anlaşılan Marc Levy beklentimi o kadar yükseltmişki ilk satırlarından itibaren konusu ile beni bir an önce sarmasını ve içine çekmesini bekledim. Beklentime cevap biraz daha geç oldu fakat sonuç önemli :) Sonrasında hareketlenen konu beni mutlu etmesine etti de kitap bende alelacele bitirilmiş hissi uyandırdı. Konu biraz daha işlenmeliydi.
  
Kitaptaki kadın karakterlerden birinin bir iki yerde aniden ortaya çıkması biraz tuhaf geldi. 'Heey! Gerçek hayatta olmuyor böyle şeyler' diye müdahale etmek istedim. Ee romanlarda ve filmlerde olmayacakta böyle şeyler nerede olacak değil mi?

Kitabın bir yerine 'senin bakışlarında yaşlanmak istiyorum ve hayatımın sonuna kadar senin gecelerini giyinmek istiyorum' diye bir cümle geçiyor. Nasıl da güzel bir evlenme teklifi ama! Romantik aşıklara duyurulur:)

Aslında kitaptan keyif almamızda çevirmenlerin büyük rolü var. Ayça Sezen'e başarılı çevirisi için çok teşekkürler.


Bu defa Karadeniz parlıyor önümde ışıl ışıl..  Bir sonraki durağı olamayacak kadar kısa geliyor kitap..   

S.

Dostlarım Aşklarım
Marc Levy
Çeviri: Ayça Sezen
Can Yayınları, 2010, 279 sayfa

10 Ağustos 2012 Cuma

GÖLGE HIRSIZI, Marc Levy

Bir solukta, kah gülümsemelerle kah göz yaşlarıyla okuduğum bir Marc Levy kitabı daha. Yazarın kendine has bir tarzı var. Kimin yazdığını bilmeden okusaydım sanırım tahmin edebilirdim. En az bir tanıdık karaktere göz kırptırmadan edemiyor. Detaylarla tasvir edilmiş huzurlu mekanlar, araba yolculukları, yıllar sonra da olsa unutulamayan aşklar... Hayal gücü konusunda zaten diyecek söz yok. Bu kitabın ilk bölümünde bir de kahramanının ağzından bir çocuk dünyası anlatıyor ki... Büyüdükçe nasıl uzaklaşıyoruz o dünyadan ve biz ebeveynler çocuklarımızı nasıl da her şeyden bihaber sanıyoruz... Marc Levy nasıl oluyor da bu kadar eksiksiz, yanlışsız anlatıyor yaşananları bir çocuğun gözünden? Aynı saflıkla, aynı naiflikle...
Eşim kitapçıdaki indirimli kitaplar reyonunda kitabı işaret edip muzipçe gülümserken aklım neredeydi de boş boş baktım suratına bilmiyorum. Marc Levy kimdi, diye düşünmem nasıl bir unutkanlık hali içinde olduğumun kanıtıdır. Bu kitabı okurken eski bir dostla kahve içer gibi hissettim kendimi. Bir daha arayı bu kadar açmayalım deyip sarılmak geldi içimden bittiğinde.
Kitabı henüz almadıysanız naçizane bir tavsiye; sakın arka kapağı okumayın. Anlayamıyorum, bu arka kapakları kim ve neden bütün kitabı özetleyecek biçimde yazıyor. Ben okumamıştım, iyi ki de öyle yapmışım. Bittikten sonra okudum ve gözlerime inanamadım.

E.


Gölge Hırsızı
Marc LEVY
Çeviri: Ayça SEZEN
Can Yayınları, 2011, 211 sayfa

7 Eylül 2011 Çarşamba

SİZİ TEKRAR GÖRMEK, Marc Levy

Keşke Gerçek Olsa kitabının devamı olan bu kitap, bence devam kitaplarının makûs talihini yenmiş. İlki kadar başarılı diyebilirim. Kitabın bir kısmında “keşke devam kitabını yazmasaymış” diye diye okudum. Çok tekrara düşmüş gibi göründü gözüme, ancak sonra öyle tatlı detaylarla süslüyor hikâyeyi, öyle anımsatmalar, atıflar yapıyor ki, kendinizi tanıdık bir mahallede gezer gibi hissediyorsunuz.
Bu, yazarın okuduğum üçüncü kitabı, muhtemelen diğer kitaplarında da ince detaylarla okuyucuya göz kırpıyordur. Örneğin her üç kitapta da muhteşem karakter,  Pilguez’e rastlamak mümkün. Aynı karaktere, farklı öyküleri olan romanlarda rastlayınca, insanda ister istemez gerçeklik algısı gelişiyor. Oysa Marc Levy’nin kitaplarında gerçek üstü denilebilecek  -bence değil ama-  , masalsı bir durum var. Hoş bu kitabın sonunda neredeyse bütün karakterlerle ilgili, kitap kaleme alınırken ne durumda olduklarını anlatan notlar var ama kitap gerçek olamayacak kadar güzel bir aşk hikâyesi anlatıyor. Yazarın muhteşem sürprizlerine yine bolca rastlamak mümkün oluyor.  Gerçek mi? Hayal mi? Ne kadarı gerçek?   Romantizm bu kitapta da doruklara çıkmış. Zaten kahramanlarımızdan Arthur  -annesi Lili sayesinde- iflah olmaz bir romantik.
Filmlerde, dizilerde bu kadar da olmaz artık dediğimiz tesadüfler, konu romana gelince neden öyle sırıtmıyor? Bu denklemi çözebilmiş değilim.
Ben bu çeviri işinden pek anlamam. Sanırım bunu anlayabilmek için bir kitabın farklı iki çevirisini okumam gerekecek. Okuma listem biraz hafifleyince bu konuyla ilgilenmeliyim. Yine de iki kitabın çevirmenleri farklı olsa bile, bıraktıkları duygu öyle benzer ki bunu kendimce bir başarı olarak nitelendirebilirim. Can yayınlarının bu konudaki başarısı zaten herkesçe takdir ediliyor sanırım. Uzun lafın kısası bu kitabı da -diğer Marc Levy kitapları gibi- masal sever büyüklerin kaçırmamasını “şiddetle” tavsiye ederim.


E.






Sizi Tekrar Görmek
Marc Levy
Türkçesi: Ayça SEZEN
Can Yayınlar, Eylül 2010 (4. baskı), 279 sayfa

28 Ağustos 2011 Pazar

BİRBİRİMİZE SÖYLEYEMEDİĞİMİZ ONCA ŞEY, Marc Levy

Daha ilk satırları okurken girdaba kapılır gibi oldum; resmen içine çekti beni! İlk 70 sayfayı okuyup, yatmak üzere ışığı kapattığımda uyuyamayacağım belliydi. Nitekim 10 dakika sonra, dönüp durmayı bırakarak, pes edip kitabı tekrar elime almıştım.
Evlenmek üzere olan kadın kahramanımız Julia, uzun süredir kopuk olduğu babasının ölüm haberini alınca düğününü iptal ediyor. Daha sonra evine büyük bir kutu teslim ediliyor. Bu kutuyla beraber hayatı değişiyor. 1 haftalık bir seyahate çıkıyor ve 17 yıl öncesine dönüyor. 17 yıl öncesinde bıraktığı birini arıyor. Julia'nın yoğun bir iş adamı olan babasıyla yıllardır araları kötüdür. Baba-kız ilişkisini okuyunca dönüp bir kendinize bakıyorsunuz. Kendi ilişkinizi sorgulamanızı bir nebze de olsa sağlıyor.
Konu  oldukça sürükleyici ve merak uyandırıcı bir şekilde başlamışken ve acaba neler olacak diye heyecanla okurken, birden bire Julia'nın geçmişte yaşadığı bir macerasını anlatması beni biraz sıktı. Okumaya devam edip, anlatma sebebini anlayınca bu sıkıntım kısa sürede yok oldu.
Son bölümü biraz Türk filmi tadında bulmuş olsam da, okumaya değer, güzel bir kitap diyebilirim.
Hikayenin bir kısmının geçtiği Berlin'de, adı geçen bazı yerleri daha önceden ziyaret etmiş olmam hoşuma gitti.
Hayal dünyasının sınırları yok. Bu kitapta Marc Levy bunu bana tekrar hatırlattı. Marc Levy'nin elimdeki diğer kitabını okumak için sabırsızlanıyorum. Aslında düşünüyorum da, yazar olmak oldukça zorlayıcı olsa gerek. Şimdi, ben bu yazarın kitabını okudum ve çok beğendim. Heyecanla diğer kitabına başlayacağım. Yazar aynı 'başarıyı' diğer kitaplarında da yakalamak zorunda! Aksi halde bir okuyucu olarak ben hayal kırıklığına uğrayacağım!


S.





Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca Şey
Marc LEVY
Türkçesi: Ayça SEZEN
Can Yayınları, 2010, 294 sayfa