S.'nin okudukları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
S.'nin okudukları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2017 Perşembe

ALDATMAK, Paulo Coelho

Aslında Ocak ayında okuyup bitirdim kitabı, lakin yazmaya bir türlü elim varmadı. 

İtiraf ediyorum; se-ve-me-dim!

Elime aldığım kitabı yarım bırakmayı da sevmediğimden..

Bulunduğum cafe'nin ortamı ve kahvesi pek güzel. Ondan, aldım kalemi elime:) Evet kalemi, çünkü ilk önce büyükçe, beyaz bir peçeteye yazdım keyifle. Anlayacağınız şartları keyif ekseninde döndürünce ancak yazabilen biriyim:)

Yerinde kesinlikle olmak istemediğim bir kadın karakter var karşımızda; Linda. (Bu bir erkekte olabilirdi ve tepkim yine aynı olurdu tabi!) Rutin bir hayat yaşamaktan bir hayli sıkılmış olan bu arkadaş pek mutlu değil. Anlaşılan depresyonda. Tabi bu onun suçu da değil. Onu suçladığım sonucu çıkmasın efenim. Gerçi güneşi neredeyse hiç görmeyen bir ülkede yaşayıpta depresyona girmemek ne mümkün! Linda'ya bol bol ve güneşli ülkelere seyahat öneriyorum:) Burada, hali vakti de yerinde. Demekki neymiş; parayla saadet olmazmış:) İki çocuğunun olması mı kilitlemiş onu bilemiyorum. Neyse psikolojik tahlil yapmaya gelmedik buraya. 

Özetle, Linda depresyonda, mutsuz.. Yanlış bir memlekette gazetecilik yapmaya çalışıyor. (Haber bulmakta da sıkıntı çekiyor. Sana doğru adresi veriyorum Linda'cım; Türkiye. Hem güneşi bol hem de haberi.)
İki çocuğu var.
Kendisine sırılsıklam aşıkta bir kocası..
Mutsuzluğundan kocasını aldatarak kaçmaya çalışıyor. 

Kitabın arka kısmından;

'... yaşadığım sokak, sokak lambaları, şu an içinde bulunduğum ev, salondaki mobilyalar, bir gün hepsi ortadan kaybolacak... tıpkı bedenim gibi. Ama bir şey var ki kainatın ruhunda iz bırakacak: sevgim.
Linda ayrıcalıklı bir yaşama sahip olduğunun bilincinde. Yine de her sabah yeni bir güne açtığı gözlerini hemen kapayası geliyor. 
Arkadaşları ilaç kullanmasını öneriyor.
Oysa Linda'nın istediği hissizleşmek değil, yaşadığını hissetmek... 
Çünkü yaşamak sevmektir.

Paulo Coelho Aldatmak'ta diğer kitaplarından farklı olarak kışkırtıcı, tene dokunan ve tutku dolu bir hikayeyle çıkıyor okurun karşısına. Her şeyin mümkünmüş gibi sunulduğu bir dünyada, imkansız aşkın izini sürüyor. Ruhun kuytularında kaybolmaya çekinmeden... Ne de olsa bazen kim olduğumuzu bulmamız için kendimizi kaybetmemiz gerekir.'


Bu yazıyı okuyunca kitap oldukça iddialı; heyecan verici ve sürükleyici. Bana aynı hissiyatı yaşatamadığı için üzgünüm. 

Belki siz beğenirsiniz, kim bilir? 

Sevgiyle ve güneşle kalın efenim..

S.

Aldatmak
Paulo Coelho
Çeviri: Emrah İmre
Can Yayınları, 271 sayfa, 2014.

6 Ağustos 2014 Çarşamba

SONSUZLUK İÇİN YEDİ GÜN, Marc Levy

Bu hep oluyor bana; ilk defa bir kitabı elime alıp kitabın arka yüzünü okuyunca hiç birşey anlamıyorum! Kitabı okuyup bitidikten sonra ise 'e gayet açık ve netmiş!' diyorum:) Uzun zamandır elimde kelimenin tam anlamıyla sürünen Sonsuzluk İçin Yedi Gün isimli Marc Levy kitabı için de aynı şey sözkonusu oldu tabi:) 

Bu kadar uzun sürmesinden anlaşılacağı üzere konusu beni açmadı. Sevgili Marc Levy beni biraz hayalkırıklığına uğrattı. Yine de elimdeki iki ciltlik kitabına umutla, heyecana ve akıcılığa aç bir şekilde başlayacağımdan emin olabilirsiniz..



Kitabı yayınevi şöyle özetlemiş;

'... Gelecek binyılda yeryüzünü yönetmekle görevli olacak kişinin meşruiyetini kanıtlamak için, birbirimize karşı son bir meydan okumaya kalkıştık. Yedi gün boyunca, en iyi ajanımız olarak kabul ettiğimiz kişiyi insanların arasına göndereceğiz. İnsanlığı daha fazla iyiliğe ya da kötülüğe yönlendirmeyi başarabilen, kendi tarafına zafer getirecektir. Yeni dünyanın idari yetkisi galip gelende olacaktır. 

Bu bir meydan okumadır. Zofia Tanrı'nın, Lucas Şeytan'ın temsilcisi olarak yeryüzüne gönderilir. Ama işler hesaplandığı gibi gitmez.. İyilik kötülüğe, kötülük iyiliğe galip gelemez bir türlü; çünkü araya hepsini yerle bir eden aşk girmiştir...'

Kitapta iyilik ve kötülük karşı karşıya.. Galip alışık olduğumuz gibi iyilik olmalı. Beklentimiz bu yönde:) Fakat bu defa yazar farklı bir bakış açısı getirmiş. Ortaya biraz aşk serpiştirip ortalığı birbirine katarak okuyucuyu şaşırtmayı tercih etmiş. Aslında konu fena değil. Sanırım beni sarmayan dili oldu. Daha akıcı bir şekilde anlatılsa her şey farklı olabilirdi sevgili Marc Levy.. Yine de seni seviyorum:)

S.

Sonsuzluk İçin Yedi Gün 
Marc Levy
Çeviri: Işık Ergüden
Can Yayınları, 8. Basım: 2012, 233 sayfa

6 Ocak 2014 Pazartesi

VE DAĞLAR YANKILANDI, Khaled Hosseini

8,840 metre yükseklikte, 760 km/saat hızla bulutların arasından İstanbul'dan Ankara'ya doğru süzülürken bitiverdi sayfalar.. 




Khaled Hosseini ile tanışıklığımız 'Uçurtma Avcısı' sayesinde başlamıştı. Ardından 'Bin Muhteşem Güneş' ile birlikteliğimize devam etmiştik. Yeni kitabını D&R'da görünce çok sevinmiştim fakat elimde okunmayı bekleyen kitaplar olduğundan bu hazzı biraz ertelemek istemiştim. İstemiştim ama.. Geçen hafta Uşak'a otobüsle gitmem gerekip, terminale vardığımda 5 saatlik yolculuk öncesi yanıma kitap almadığımı farkedince, soluğu bir kitap standında aldım. Kader ağlarını örmüş ve Khaled Hosseini'nin yeni kitabı orada sessizce beni bekliyordu:) 

5 saatlik yolculuk sonunda kitabın yarısından çoğu bitmişti. Bunun üzerine kitabın dilinin akıcılığından bahsetmeye gerek var mı? Konunun güzelliğine diyecek yok; hele kelimelerin seçimi, olayların örgüsü.. Oldukça başarılı. Damakta nefis bir tat bırakan, hazzı aslında tarifsiz bir kitap.. 'Şefi' tebrik etmek ve kendisine teşekkür etmek boynumun borcu:)

Yazar üç kitabında da Afganistan'da geçen konuları işliyor. Acı hepsine hakim. Yürek acıtan, derinden etkilerken etkili anlatımıyla seni sarıp sarmalayıp, sayfalarda adeta kaybolmana neden olan bir kitap özetle.. Diğerlerinde olduğu gibi.. 

Buarada çevirmen Püren Özgören de çok iyi bir iş çıkarmış; çeviri çok güzel. Teşekkürler..

Khaled Hosseini, umarım yeni romanına çoktan başlamıştır:)

Yazar, 'Plus on est de fous, plus on rit' (Nerde çokluk, orda mutluluk) demiş kitabında. Bunu Khaled Hosseini kitapları için söylemek mümkün..


S.

Ve Dağlar Yankılandı
Khaled Hosseini
Çeviri: Püren Özgören
Everest Yayınları, 408 s., 2013

18 Temmuz 2013 Perşembe

SİZİ TEKRAR GÖRMEK, Marc Levy

Keşke Gerçek Olsa ile başlayan aşk, Sizi Tekrar Görmek adlı kitapta aynı karakterlerle yine karşımıza çıkıyor.

Marc Levy'nin hayran olduğum kendine özgü hayalgücünün ürünü olan bu kitabın ardından, devamı niteliğinde olan Sizi Tekrar Görmek'i okumak oldukça keyifliydi diyebilirim. İki kitapta da güzel bir aşk anlatılmış. Aslında bir kitap daha olsa da orada da çocukları ve torunları olsa fena olmazdı:P

Özetle, sevdim ben bu ikiliyi. Hem kitapta anlatılan aşkı yaşayan çifti, hem de iki kitaptaki konuların anlatılışını.

Buarada kitabı okumama vesile olan D&R'ın 5 TL'lik kampanyasına ve E.'ye teşekkürler.

Bir sonraki Marc Levy kitabında buluşmak üzere.. :)


S.

Sizi Tekrar Görmek
Marc Levy
Çeviri: Ayça Sezen
Can Yayınları, 2011, 272 sayfa  

3 Temmuz 2013 Çarşamba

GELECEK SEFERE, Marc Levy

Kitap beni o kadar etkiledi ki, bittikten sonra hevesle elime aldığım bir sonraki Marc Levy kitabını 1-2 sayfa okuduktan sonra devam edemeyeceğim diyerek elimden bıraktım. Bu duruma ne kadar şaşırdığımı anlatamam.. Şimdiye kadar 'içimden Marc Levy okumak gelmiyor' cümlesini telaffuz etmemiştim. Bu defa oldu..

Sarıp sarmalayan, sıcacık, heyecanı ve sürükleyiciliğini son sayfasına kadar devam ettiren güzel bir Marc Levy kitabı.

Yazarın betimlemelerini başarılı buluyorum. Kitap boyunca karakterlerin bulunduğu ortamlardaydım sanki. Sanırım fazla kaptırmışım kendimi ki, bu yüzden çıkamadım kitaptaki cafeden:) Hele romantizm.. Benim gibi bir balık kadını için fazla geldi:)

Garson, bi' latte lütfeen!

S.

Gelecek Sefere
Marc Levy
Can Yayınları, 2011, 216 sayfa
Çeviri: Esra Özdoğan

14 Haziran 2013 Cuma

PAULO COELHO "BİR SAVAŞÇININ YAŞAMI", Fernando Morais

Başlangıçta kitap biraz sıkıcı geldi. Yine de okumaya devam ettim. Ardından istediğim akıcılığı kısa bir süreliğine buldum. Fakat devamı bir türlü gelemedi. En son pes ettim, içim acıyarak. Çünkü 300 sayfa okuduğum kitabı bitirmeye az kalmıştı ama ne elim gidiyordu kitaba ne de canım okumak istiyordu. Maalesef, bana hitap etmeyen ve monoton bir kitap...  

Yine zıt fikirdeyiz E.  :)

S.

Paulo Coelho "Bir Savaşçının Yaşamı" Fernando Morais
Çeviri: Samim Sakacı
Can Yayınları, 2011, 517 sayfa

GÖLGE HIRSIZI, Marc Levy

Bir elimde şimdiye kadar yaptığım en güzel sütlaç, diğerinde Marc Levy'nin beni yine yeniden büyülediği Gölge Hırsızı.. Tadına doyum yok her ikisinin de:) Keyfim yerinde. Bir solukta bitirmek istiyorum kitabı, ama aynı zamanda da bitmesin istiyorum. Uzayıp gitsin bu tat.

Hayal gücü çok etkileyici. Yazarın bu yönüne aşık oluyorsunuz. Kitapta anlatılan mekanlar hala gözümün önünde. Takılı kaldım...

Anlaşıldığı gibi büyük keyifle okudum kitabı. E.'ye teşekkürler. Sayesinde okudum. Tabi D&R'a da 5 TL'lik kitapların arasında koyduğu için teşekkürler. 

Arka kapağını E.'nin tavsiyesiyle okumadım ve iyiki de okumamışım! Kitap bittikten sonra okuyunca böyle bir yazı koydukları için dumur oluyorsunuz.

iyi okumalar ve iyi keyifler...

S.

Gölge Hırsızı
Marc LEVY
Çeviri: Ayça SEZEN
Can Yayınları, 2011, 211 sayfa

AZ, Hakan Günday

Az sanırım çok geldi bana. Kitabı bitirdikten sonra böyle olayların gerçekten yaşanıyor olabileceğini düşünmek ürpertti beni. Hakan Günday, nasıl güzel kurgulamışsın bu kitabı! Diline ise söyleyecek söz yok; oldukça akıcı bir şekilde kaleme alınmış. Kurgu dediğim gibi çok güzel; kişiler bir şekilde hayatın bir yerinde kesişiyorlar. 
Kitabın bir yerinde 'annem' yerine 'anne' denmesinden bahsedilmiş. Bizim ailede de bu kullanım vardır. Ablama 'annem evde mi?' diye sormam mesela. 'Anne evde mi?' derim. Çünkü o sadece benim değil ablamın da annesidir mantığıyla. Hoşuma gitti bu kesişme noktamız:)
Derda, kitabın ana kahramanı. İsmin anlamına internetten baktım 'yazık, tüh vah' demekmiş. Bir çocuğun ismi böyle olunca... 
Hala 52 sayısı aklımda. Dile kolay 52!!
Hakan Günday, çok açık söyleyeyim seninle tanışmak istemiyorum! Ürperttin beni! Bu arada E.'ye de katılıyorum; kimse Hakan Günday'a laf etmesin!
Diğer kitaplarını da en yakın zamanda okunacaklar listeme alıyorum ve ben de E.'ye eşlik edip saygıyla önünde eğiliyorum. 

S.


AZ
Hakan Günday
Doğan Kitap, 2011, 355 sayfa

11 Haziran 2013 Salı

DÖNMEK MÜMKÜN OLSA, Marc Levy

Dönmek mümkün olsa gerçekten, yaşadığımız anlardan şuanda aldığımız hazzı alır mıydık? Aslında yaptığımız bazı 'yanlışlar', kırdığımız bazı potlar için ah keşke demişliğimiz vardır.. Ya da sevdiğimiz birini kaybedince keşke ile başlayan ve devamında 'daha çok vakit geçirebilseydik', 'zaman ayırsaydım' gibi cümleler üşüşür beynimize..

Marc Levy yine çok güzel heyecanlar yaşattı bana. Son 3-4 sayfasına kadar da heyecanı dorukta tutmayı başardı. Ve sonunda şaşırtmayı da ihmal etmedi.

Arka arkaya Marc Levy kitapları okuyunca, aynı 'aile' tarafından sarıp sarmalanıyormuşsun gibi geliyor bana. Sevgili yazarımızın hayal gücünün katlanarak genişlemesini ve daha çok kitap yazarak bizleri hayal dünyasına davet etmesini temenni ediyorum:)

E.'nin arka kapak konusunda daha önceden söylediklerine katıldığımı belirtmiştim. Okunmamalı! Bu kitabı da okumadan önce arka kapağa bakmadım bile. Okuduktan sonra bakınca doğru bir karar olduğunu yine gördüm. Kitabın gizemine balta vuruyor.

Bir de merak ediyorum, bir görüşte aşk mümkün mü diye.. Ne dersiniz?

S.


Dönmek Mümkün Olsa
Marc LEVY
Çeviri: Can Belge
Can Yayınları, Mart 2013, 292 sayfa

23 Mayıs 2013 Perşembe

KIRDIĞIMIZ OYUNCAKLAR, Sunay AKIN

Tuttu elimden, çocukluğumun geçtiği sokaklara götürdü beni.. Müdavimi olduğum oyuncakçı dedenin dükkanında buldum kendimi. Dedenin yüzü gelmese de aklıma ondan çatapat, torpil, ve bir ara popüler olan davuluna vuran tavşan aldığımı hatırladım. Aa, bir de ufak, ucu küt metal, arkası plastik füze şeklinde bir oyuncak vardı. Ucuna minik mavi şeylerden takıp havaya atardık. Yere düşünce patlardı. Ne büyük mutluluktu! Oyuncakçı dededen oyuncak almakla yetinmemiştim. Ona oyuncakların bir kısmını ver de pazarda satayım diye teklif götürmüştüm:) Kabul etmişti.. Bu o yıllardaki ilk ticari girişimim değildi aslında:) Renkli elektrik kablolarından bileklik ve kolye yapıp turistlere sattığımı da hatırlıyorum.. Bu kadar küçük yaşta başlayan ticaret hayatım, bu yıl oyuncak ve kitap raflarını düzenlemekle devam edecek mi sence E.?

Sunay Akın aldı götürdü beni mutlu, güzel günlere.. Bu seneki doğumgünümde İstanbul Oyuncak Müzesi'nde tesadüfen karşılaştık kendisiyle. Müzenin yakınında oturan arkadaşım 'kaç defa gittim ben hiç karşılaşmadım!' sözleriyle onore etti beni:) Aldığım bu kitabını, oğlum adına imzaladı. En güzel doğumgünü hediyesi oldu bana.

Oyuncaklarla bezenmiş kısa öykülerden oluşan bu kitabı kısa sürede, bir solukta okudum. Bir yaz günü, Antalya'da bir otelde, yine tesadüfen tek kişilik gösterisini dinlediğimde aldığım hazzı aldım kitaptan. Çok özel öyküler seçilmiş. Kitabı okurken sanki karşımda Sunay Akın var ve bana kitaptaki öyküleri anlatıyormuş hissine kapıldım..

Hayatımızda tesadüfen kaşılaştığımız güzel insanların artması dileğiyle..

S.

KIRDIĞIMIZ OYUNCAKLAR
Sunay AKIN
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2009, 184 sayfa

9 Mayıs 2013 Perşembe

KAZANAN YALNIZDIR, Paulo COELHO

Bazen ikinci bir fırsat vermek iyidir diyeceğim ama bu durumda bunu söylemek çok doğru değil sanırım. Bir yazarın biyografisini beğenmemek kendi eserlerini de beğenmeyeceğim anlamına gelmez diye böyle diyorum. Buradaki yazımda belirttiğim gibi Fernando Morais'in kaleme aldığı biyografiyi maalesef yarım bırakmıştım.    

Bir Ordu seyahatim sırasında elimdeki Marc Levy kitabı bitince, paketi bitmiş sigara tiryakisi gibi kendimi sokağa atıp kitapçı aramıştım. Bulduğum kitapçıda Marc Levy olmamasının hayalkırıklığını 'nasıl olmaaaz' diye kızarak yaşarken karşıma Paulo Coelho çıktı. Hiç yoktan iyidir diyerek kitap açlığımı giderdim:) 

Elimde uzun süre sürünmeyi hiç haketmediği halde, kitabı uzun sürede bitirebilmiş olmanın ezikliği içimde.. Konusunun akıcılığı sardı sarmaladı beni. Biraz sorgulattı bazı şeyleri.. Biraz 'demek böylemiymiş' dedirtti.. Biraz 'hiç böyle bakmamıştım' diye şaşırttı.. 'Yok artık!' dedirtti.. 'Kim yapar böyle bir şeyi' diye hayretlere sürükledi..

Anladım ki, Paulo Coelho ile daha çok buluşma duraklarımız olacak.

S.

Kazanan Yalnızdır
Paulo Coelho
Çeviri: Celal Üster
Can Yayınları, 2009, 384 sayfa 

29 Ocak 2013 Salı

DOSTLARIM AŞKLARIM, Marc Levy

2013 yılının ilk yazısını Marc Levy ile açmak oldukça keyifli..

Arka kapaktan;

Dünyanın çeşitli ülkelerinde milyonlarca okura ulaşan Marc Levy, son dönem Fransız edebiyatının en gözde yazarlarından biri. Okurlarına bir kez daha duygu ve mizah yüklü bir dünya sunuyor; Londra'nın göbeğindeki Fransız mahallesinde geçen sımsıcak, sevecen ve sevimli bir öykü anlatıyor. 

Otuzlu yaşlarını süren, boşanmış ve çocuklu iki eski arkadaş, hayatlarını yeniden kurmak için aynı çatı altına yerleştiklerinde bir kural koyarlar: Kadınların ve çocuk bakıcılarının bu eve girmesi yasaktır. Biri son derece egoist ve çocuk kalmış, öbürü mükemmeliyetçi ve özverili bu iki adam, kimi zaman çatışarak, kimi zaman uzlaşarak birlikte yaşamaya çalışırken yalnız değildir. Çevrelerinde dostları ve kapılarında bekleyen aşkları vardır. Ama geçmişin izlerini silecek gücü bulabilecekler midir?  

Adımını atınca yemyeşil çimenlere negatif enerjini bırakabileceğin bir balkonda çayımı yudumlarken, kuş sesleri eşlik ediyordu bu huzurlu ana... Efrafta palmiye ağaçları.. Biraz ileride okyanus.. Huzur var burada, sadece huzur! Sessizlik nasıl da güzel. Böyle bir mekanda başladığım kitap önce biraz şaşırttı beni. Hani diğerlerinde beni doğrudan içine çeken Marc Levy kitapları nerede? Neyseki çok sürmedi bu bekleyiş.

Bir Marc Levy romanını daha okuyup bitirmiş olmanın hem mutluluğunu hem de hüznünü beraber yaşıyorum! Mutluyum, çünkü beni bekleyen Marc Levy kitaplarına yelken açmanın vaktidir. Hüzünlüyüm, çünkü tadı yine damağımda kaldı. Gerçi daha önceden okuduğum romanlarını da göz önüne alarak, en keyif aldığımdan aşağıda doğru bir sıralama yapmam gerekse, sanırım bu kitap en alt sırada alır yerini. 

Anlaşılan Marc Levy beklentimi o kadar yükseltmişki ilk satırlarından itibaren konusu ile beni bir an önce sarmasını ve içine çekmesini bekledim. Beklentime cevap biraz daha geç oldu fakat sonuç önemli :) Sonrasında hareketlenen konu beni mutlu etmesine etti de kitap bende alelacele bitirilmiş hissi uyandırdı. Konu biraz daha işlenmeliydi.
  
Kitaptaki kadın karakterlerden birinin bir iki yerde aniden ortaya çıkması biraz tuhaf geldi. 'Heey! Gerçek hayatta olmuyor böyle şeyler' diye müdahale etmek istedim. Ee romanlarda ve filmlerde olmayacakta böyle şeyler nerede olacak değil mi?

Kitabın bir yerine 'senin bakışlarında yaşlanmak istiyorum ve hayatımın sonuna kadar senin gecelerini giyinmek istiyorum' diye bir cümle geçiyor. Nasıl da güzel bir evlenme teklifi ama! Romantik aşıklara duyurulur:)

Aslında kitaptan keyif almamızda çevirmenlerin büyük rolü var. Ayça Sezen'e başarılı çevirisi için çok teşekkürler.


Bu defa Karadeniz parlıyor önümde ışıl ışıl..  Bir sonraki durağı olamayacak kadar kısa geliyor kitap..   

S.

Dostlarım Aşklarım
Marc Levy
Çeviri: Ayça Sezen
Can Yayınları, 2010, 279 sayfa

3 Mart 2012 Cumartesi

YORGUN ANILAR ZAMANI, Ayşe Sarısayın

Ben seçmedim bu kitabı; o bana geldi! Bir hastane odasında beklerken, camın önünde öylece duruyordu. Yanımdaki kişinin okunmayı beklenen kitabıydı aslında. Sonra elim gitti ve okumaya başladım. Okuduğum öyküler, yorgun bedenime ve ruhuma iyi geldi. 

Ayşe Sarısayın, güçlü kadınların yaşamlarından kesitler vermiş öykülerinde. Her biri yaşamla farklı kavgalar veren güçlü kadınlar onlar. 

Aslında öykü kitapları yerine romanları tercih ediyorum. Fakat bu kitaptaki öyküler hem diliyle hem de konularıyla hoşuma gitti. Güzel bir tat bıraktı. Acaba kadınların öykülerini içerdiğinden feministlik damarım mı tuttu?:) 

Ayşe Sarısayın Behçet Necatigil'in kızıymış. Bu kitabıyla da 2005 Sait Faik Öykü ödülü almış. İnternette dolaşırken yazarın web sitesine de rastladım; bir TIK. Bu sitede eleştirilere de yer vermiş.

Kitabın arka kapak yazısını da koymak istedim;

Sokaktan biri geçti az önce, karşı eve girdi. Rahatladım, daha erken, katlanamayız birbirimize. Koyu karanlıklarda belki, aynı yatakta bedenlerimizi sakınarak uyurken. Erken sabahlarda biraz, henüz uyku mahmurluğundan sıyrılmadan. Bayramlarda, zorunlu aile ziyaretlerinde, kısa sürelerde, ancak.
2004 Yunus Nadi Öykü Ödülü sahibi Ayşe Sarısayın, yeni öykülerini topladığı kitabı Yorgun Anılar Zamanı'nda yine kadın kahramanların arasında geziniyor. Masallar arasında büyüyen bir kız çocuğu, gördüğü mutlu evliliklerin bozulup dağıldığına tanık olmuş bir genç kız, kendi hüzünlü geçmişinden torununu sakınan bir anneanne ve evliliğini sürdürememiş kadınlar...
Ayşe Sarısayın, değerlerin sarsılmaya yüz tuttuğu toplumumuzda kadının ne olursa olsun ayakta kaldığını, kalabileceğini gösteriyor bize. Böylece biz bu hüzünlü ama dirençli kadınlarda mutlaka kendimizden bir şeyler buluyoruz.Yorgun Anılar Zamanı, ölçülü, şiirsel dili ve inandırıcı anlatımıyla Ayşe Sarısayın'ın öykü yolculuğunda yepyeni bir durak ve öykü edebiyatımızda iz bırakacak bir kitap.


Yazarın diğer kitaplarını da kütüphaneme yakın zamanda davet etmeliyim derken, genetik sanatta ne kadar etkili acaba diye geçiriyorum aklımdan...

S.

Yorgun Anılar Zamanı
Ayşe Sarısayın, Can Yayınları, 144 sayfa

15 Şubat 2012 Çarşamba

TEK VE TEK BAŞINA TÜRKAN, Ayşe Kulin

Türkan... 
Ayakları yere sağlam basan ve ne istediğini tam olarak bilerek yaşamış, güçlü bir kadın o. 
Hedefine kilitlenip, istediklerine ulaşmış biri o. 
Ayakta alkışlanması gereken ve örnek alınması gereken bir kadın o.  
Hangi sınıftan olursan ol, kadının yeri kocasının ve çocuklarının yanıdır; öncelik onlar olmalıdır diyen bir toplumda yaşamış ve bu tabuya baş kaldırmış bir kadın o. 
'Görüyorum ki, bir ömrü boşa harcamamışım!' diyebilen bir kadın o. (Kaçımız bunu diyebileceğiz ya da diyebiliyoruz?)
Ne mutlu bize ki, senin gibi bir değer gelip geçmiş ülkemizden Türkan Saylan. 
Tüm yaptıkların ve sağlam karakterin karşısında saygıyla eğiliyorum!
Başka söze ne hacet; Ayşe Kulin'in güzel anlatımıyla kaleme alınmış bu kitabı okuyun ve mutlaka okuyun! 

S. 

Tek ve Tek Başına Türkan
Ayşe Kulin
Everest Yayınları, 379 sayfa, 5. basım, 2011

19 Ocak 2012 Perşembe

ŞEYTAN AYRINTIDA GİZLİDİR, Ahmet Ümit


Bizim ailenin bayanları Ahmet Ümit hayranıdır demiş miydim?:) Bu bayanlardan biri kitap fuarında, Ahmet Ümit'e bir kitabını imzalatmış benim için, ama maalesef elime geçemedi. Neyse gelelim kitabımıza...
Yine bir seyahatim sırasında yanıma aldığım kitap bitince havaalanında soluğu kitapçıda aldım. Ahmet Ümit'in kitabı göz kırpınca tereddütsüz alıverdim:) Aslında çok dikkat etmemişim ne aldığıma! Yani Ahmet Ümit adına bakmışım sadece ve çıkıvermişim kitapçıdan anlaşılan. Bunu da kitabı okumaya başladığımda 'Aa, bu roman değilmiş!' dediğimde fark ettim:) Kitapta kısa kısa polisiye hikayeler var. Böylesi de çok güzelmiş bence. Sırların çözülmesi için koca kitabın bitmesini beklemiyorsun ve bir kaç sayfa sonra düğüm çözülüveriyor.
Kitabın cep boyunu aldım bu arada. Sevdim ben bu cep boylarını. Her yere rahatlıkla taşıyabiliyorsun.
Bu kadar laftan sonra ayrıca kitabı beğendim dememe gerek yok sanırım. Keyifle okudum. Kalemine sağlık Ahmet Ümit. Umarım bir kitap fuarında kendim alırım imzalı kitabını:)


S.



Şeytan Ayrıntıda Gizlidir
Ahmet Ümit
Everest Yayınları, Cep Boy 2. Basım 2011, 310 sayfa

25 Aralık 2011 Pazar

BİN MUHTEŞEM GÜNEŞ, Khaled Hosseini


Khaled Hosseini ile ilk kez, yazarın da ilk kitabı olan Uçurtma Avcısı kitabında tanıştım. D&R'ın cep kitaplarında yaptığı kampanya sağ olsun:) Çok keyif alarak okuduğum bu kitaptan sonra yazarın ikinci bir kitabı daha olduğunu öğrenince, hemen onu da alıp okudum. 
'Bin Muhteşem Güneş' başlığı oldukça çekici ve ilginç geldi bana. Kitabın kapağında yazan 'Tüm dünyada inanılmaz bir başarı yakalayan Uçurtma Avcısı'nın yazarından...' kelimesinin bana çok itici gelmiş olması, kitabı satın almama bu defa engel olamadı.
Dürüst olmak gerekirse, ilk kitapta aldığım tat bunda biraz daha azdı. Yine de sürükleyici ve akıcı bir konusu var kitabın. Sıkıldığımı söyleyemem. Her kelimesini ilgiyle okudum. Fakat ilk kitaptaki adrenalin daha yüksekti. 
Yazar ülkesinden uzakta yaşadığından, ülkesi burnunda tütüyor olsa gerek. Zira, Khaled Hosseini her iki kitabında da Afganistan'ı işlemiş ve yurduna olan özlemi her bir kelimeye sinmiş. 
Özetle, hazır yılbaşı da gelmişken, sevdiklerinize keyifle okuyabilecekleri Khaled Hosseini'nin her iki kitabını da set olarak hediye edebilirsiniz:) 

S.

Bin Muhteşem Güneş
Khaled Hosseini
Everest Yayınları, 488 sayfa, Kasım 2011 (21. basım)
Çeviri: Püren Özgören

26 Kasım 2011 Cumartesi

MAVİ ELBİSELİ ŞEYTAN, Walter Mosley

Polisiye kitapları sevmeme, sağolsun, Ahmet Ümit  neden olmuştur. D&R'da Can Yayınları'nın kitaplarının 4 TL olduğunu görünce aldığım kitaplardan biri de Mavi Elbiseli Şeytan'dı. Polisiye dizi  diye tanıtıldığından dolayı, bir çırpıda okuyacağım, sürükleyici, heyecan verici bir kitaptır diye düşünerek almıştım. Beklentilerimi çok fazla karşılamadığını söylemem gerekiyor.  Okurken, aklımdan bu kitap tam da film tadında diye düşündüm.  Sinemalarda oynasa gitmeyeceğim tarzda bir film olurdu diye de ekledim.  Ya da önce oyuncularını gözden geçirir ve fikrimi ona göre değiştirebilirdim:) Gerçi internetten bakınca kitabın filminin de yapıldığını gördüm. Teşhisim yanlış değilmiş:)
Kitapta siyahi karakterlerin konuşmalarının bazı yerlerini bozuk bir türkçeyle çevirmeleri beni rahatsız etti.  Konuşmaların bozuk bir ingilizce aksanla yapıldığını vurgulamak için  yapılmış sanırım. 
Bunların yanı sıra, siyahilerin, beyazların dünyasında (!) yaşarken hissettikleri ezikliğe de oldukça yer verilmiş.   

S.


Mavi Elbiseli Şeytan
Walter Mosley
Can Yayınları, 232 sayfa, 1998
Çeviri: Püren Özgören

31 Ekim 2011 Pazartesi

UÇURTMA AVCISI, Khaled Hosseini

26 Ekim 2011...
Ankara'dan Trabzon'a seyahatim sırasında, kitaba kaldığım yerden devam ettim. Kitaptaki kahramanlardan birinin öldüğü yerde kitaba mola verip, yapılacak işlerimin peşinden gittim. Aynı günün akşamında, aynı acıyla sarsılacağımdan bihaberdim kitap ayıracını kaldığım sayfaya koyarken...
Çok satanlar listesinden genelde uzak durmayı tercih ederim. D&R'in, cep kitaplarındaki 2. kitaba %50 indiriminin cazibesine kapılıp, 2. kitap olarak almıştım Uçurtma Avcısı'nı. Kitap, 'çok satanlara yaklaşmama' ön yargımı yerle bir etmeme yardımcı oldu. Oldukça etkileyici ve sürükleyici bir şekilde kaleme alındığını söylemeliyim. Afganistan'da yaşanan acıları bir nebze de olsa anlamanızı sağlıyor. Konusu beni derinden etkiledi. Okumanızı içtenlikle öneririm.
Gökyüzündeki uçurtmalar beni bundan sonra gülümsetir mi yoksa derin bir hüzne gömülmeme mi neden olur göreceğim...

S.


Uçurtma Avcısı
Khaled Hosseini
Everest Yayınları, 440 sayfa, 2011
Çeviri: Püren Özgören

13 Ekim 2011 Perşembe

BANA BİR ŞİİR OKU Hamriyanım, Habib Bektaş

Kitapçıda indirimli kitaplara hızlı bakarken gözüme Habib Bektaş ismi takılınca alınacakların arasında yerini aldı. Daha önceden bir kitabını okuyup beğendiğimi hatırladım ve aldım. Meğerse daha önceden okuduğum kitap buymuş:) Kitabın sayfaları okudukça tanıdık gelince anladım. Yine de tam hatırlamadığımdan okuyup bitirmeye karar verdim.
Fatma, cesur bir anadolu kadını. Tek başına atlayıp, köyünden Almanya'ya gidiyor. İş bulup çalışıyor. Kaldığı evin şartları pek hoş değil. Sonra bir gün komşusu Alman bir gence aşık oluyor ve hayatı 'renkleniyor'. Fatma'nın kimsesi yok ama Hamriyanım'ı var; gelinlik giymiş bir taş bebek. Her şeyini onunla paylaşıyor Fatma. İş yerinde de Naci Ustası var. Biraz da olsa güvenebildiği. Okuma-yazma ve Almanca bilmemesi hayatını zorlaştırıyor Fatma'nın.
Almanya'ya ilk giden büyüklerimiz kendilerini 'korumak' adına sanırım Türk mahalleleri oluşturup değişime direnç göstermişler. 10-15 yıl yurt dışında olup da, bulunduğu ülkenin dilini nasıl öğrenmezsin aklım almıyor! Neyse konuyu dağıtmayalım.
Kitabın sonu etkileyiciydi. Değişik tarzdaki bu kitabı okumanızı öneririm.

S.


Bana Bir Şiir Oku Hamriyanım
Habib Bektaş
Can Yayınları, 1999 (2. Basım), 240 sayfa

5 Ekim 2011 Çarşamba

PİRAYE, Canan Tan

Piraye.. Çok güçlü bir bir kadın karakter. İstanbul'da diş hekimi olan babası ve ev hanımı annesiyle yaşar. Üniversitede diş hekimliği okumaya başlar. Ardından hayatında bir sürü değişiklikler olur. Olaylardan burada bahsedip kitabın tadını kaçırmak istemem tabi ki.
İlk sayfasından itibaren beni içine aldı Piraye... En kısa sürede okuyup merakımı gidermeliyim diye kitabı 2 günde 'yuttum' diyebilirim. Canan Tan'ın okuduğum 2. kitabı bu. Daha önceden İz'i okumuştum. İz'in arka kapağında yazılan 'farklı bir Canan Tan romanı' yazısına da takılmıştım doğrusu. Piraye'yi okuyunca İz'deki sürükleyici ve akıcı anlatımı tekrar gördüm. Hala anlamış değilim neden farklı olduğunu. E. belki bu konuda bana yardımcı olabilirsin :)
Piraye'nin hikayesi beni çok heyecanlandırdı. Üniversitedeyken bir arkadaşımı hatırladım. O da Malatya'ya gelin gidecekti az kalsın! Roman boyunca, nasıl oluyorda Piraye gibi bir karakterin bu olayları yaşayabildiğini düşünüp durdum. Hani derle ya nerdeeeen nereye! Şehriban karakterine ise yaşadığı bölgedeki insanları iyi analiz edebilme ve Piraye'yi etkileyebilme yeteneklerinden dolayı hayran kaldım. Her eve lazım böyle bir yoldaş.
Kitabın bittiğine üzüldüm bile diyebilirim. Piraye iki gün boyunca beni sarıp sarmaladı. Canan Tan romanı o kadar güzel bir dille anlatmış ki olayın içinde hissediyorsunuz kendinizi. Bir Piraye olup çıkıyorsunuz. Tüm heyecan ve üzüntülerini beraber yaşıyorsunuz.
Kitabı alın, okuyun ve okutun!


S.


Piraye
Canan TAN
Altın Kitaplar, 2011 (17. basım), 395 sayfa