26 Kasım 2011 Cumartesi

MAVİ ELBİSELİ ŞEYTAN, Walter Mosley

Polisiye kitapları sevmeme, sağolsun, Ahmet Ümit  neden olmuştur. D&R'da Can Yayınları'nın kitaplarının 4 TL olduğunu görünce aldığım kitaplardan biri de Mavi Elbiseli Şeytan'dı. Polisiye dizi  diye tanıtıldığından dolayı, bir çırpıda okuyacağım, sürükleyici, heyecan verici bir kitaptır diye düşünerek almıştım. Beklentilerimi çok fazla karşılamadığını söylemem gerekiyor.  Okurken, aklımdan bu kitap tam da film tadında diye düşündüm.  Sinemalarda oynasa gitmeyeceğim tarzda bir film olurdu diye de ekledim.  Ya da önce oyuncularını gözden geçirir ve fikrimi ona göre değiştirebilirdim:) Gerçi internetten bakınca kitabın filminin de yapıldığını gördüm. Teşhisim yanlış değilmiş:)
Kitapta siyahi karakterlerin konuşmalarının bazı yerlerini bozuk bir türkçeyle çevirmeleri beni rahatsız etti.  Konuşmaların bozuk bir ingilizce aksanla yapıldığını vurgulamak için  yapılmış sanırım. 
Bunların yanı sıra, siyahilerin, beyazların dünyasında (!) yaşarken hissettikleri ezikliğe de oldukça yer verilmiş.   

S.


Mavi Elbiseli Şeytan
Walter Mosley
Can Yayınları, 232 sayfa, 1998
Çeviri: Püren Özgören

31 Ekim 2011 Pazartesi

UÇURTMA AVCISI, Khaled Hosseini

26 Ekim 2011...
Ankara'dan Trabzon'a seyahatim sırasında, kitaba kaldığım yerden devam ettim. Kitaptaki kahramanlardan birinin öldüğü yerde kitaba mola verip, yapılacak işlerimin peşinden gittim. Aynı günün akşamında, aynı acıyla sarsılacağımdan bihaberdim kitap ayıracını kaldığım sayfaya koyarken...
Çok satanlar listesinden genelde uzak durmayı tercih ederim. D&R'in, cep kitaplarındaki 2. kitaba %50 indiriminin cazibesine kapılıp, 2. kitap olarak almıştım Uçurtma Avcısı'nı. Kitap, 'çok satanlara yaklaşmama' ön yargımı yerle bir etmeme yardımcı oldu. Oldukça etkileyici ve sürükleyici bir şekilde kaleme alındığını söylemeliyim. Afganistan'da yaşanan acıları bir nebze de olsa anlamanızı sağlıyor. Konusu beni derinden etkiledi. Okumanızı içtenlikle öneririm.
Gökyüzündeki uçurtmalar beni bundan sonra gülümsetir mi yoksa derin bir hüzne gömülmeme mi neden olur göreceğim...

S.


Uçurtma Avcısı
Khaled Hosseini
Everest Yayınları, 440 sayfa, 2011
Çeviri: Püren Özgören

14 Ekim 2011 Cuma

SUÇ, Ferdinand Von Schirach

Hayatımın ilerisi ile ilgili kararlar verme aşamasında, bu kitabın ilgimi çekmesi çok normal aslında. İdefix'in çok satılanlar listesinde görünce aldım hemen. Kitapta toplam 11 hikaye var. Alış amacımı pek tatmin etmedi aslında. "Bir ceza avukatından gerçek hikayeler" olunca daha çok dava sürecine  ilişkin bir şeyler bekliyordum. Genellikle müvekkillerinin hikayelerini anlatmış.
Kitabın ilk dört hikayesinde hem biraz sıkıldım, hem de bahsi geçen kişilerin yabancı uyruklu oluşları beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Elbette kötü olarak bahsetmiyor bu insanlardan hikayelerin içinde ama bende "bu yabancı uyruklular olmasa Almanya ne sakin bir yer olacak" gibi bir düşünce izlenimi verdi. Benim kuruntum olması ihtimali yüksek ama saklamayayım, eşime "Neden Almanya'da 600.000 sattığı belli oluyor" demişliğim var.Fakat beşinci hikayede öyle bir mesleki beceriyle müvekkilini tam tabiriyle "ipten alıyor" ki, ağzım açık kaldı. Kitap benim için zevkli hale geldi.
Benim mesleki açıdan ilgimi çekmiş olmakla birlikte Türk halkı için zayıf bir kitap diyebilirim. Biz millet olarak bu hikayelerin çok daha "akıl almaz"larına alışkınız. Kitabın okunmasındaki en büyük fayda okuyanı, "suç nedir?, suçlu kimdir?, suçu işleyen suçlu mudur?" sorgulamalarına yöneltmesi olabilir.
İyi vakit geçirmek, Alman ceza yargısına ilişkin fikir sahibi olmak isterseniz okumanızı tavsiye ederim. Okumazsanız da çok şey kaçırmış sayılmazsınız.

E.


Suç
Ferdinand Von Schirach
Almancadan Çeviren: Itır ARDA
NTV Yayınları, Mayıs 2011 (3.baskı), 200 sayfa

13 Ekim 2011 Perşembe

BANA BİR ŞİİR OKU Hamriyanım, Habib Bektaş

Kitapçıda indirimli kitaplara hızlı bakarken gözüme Habib Bektaş ismi takılınca alınacakların arasında yerini aldı. Daha önceden bir kitabını okuyup beğendiğimi hatırladım ve aldım. Meğerse daha önceden okuduğum kitap buymuş:) Kitabın sayfaları okudukça tanıdık gelince anladım. Yine de tam hatırlamadığımdan okuyup bitirmeye karar verdim.
Fatma, cesur bir anadolu kadını. Tek başına atlayıp, köyünden Almanya'ya gidiyor. İş bulup çalışıyor. Kaldığı evin şartları pek hoş değil. Sonra bir gün komşusu Alman bir gence aşık oluyor ve hayatı 'renkleniyor'. Fatma'nın kimsesi yok ama Hamriyanım'ı var; gelinlik giymiş bir taş bebek. Her şeyini onunla paylaşıyor Fatma. İş yerinde de Naci Ustası var. Biraz da olsa güvenebildiği. Okuma-yazma ve Almanca bilmemesi hayatını zorlaştırıyor Fatma'nın.
Almanya'ya ilk giden büyüklerimiz kendilerini 'korumak' adına sanırım Türk mahalleleri oluşturup değişime direnç göstermişler. 10-15 yıl yurt dışında olup da, bulunduğu ülkenin dilini nasıl öğrenmezsin aklım almıyor! Neyse konuyu dağıtmayalım.
Kitabın sonu etkileyiciydi. Değişik tarzdaki bu kitabı okumanızı öneririm.

S.


Bana Bir Şiir Oku Hamriyanım
Habib Bektaş
Can Yayınları, 1999 (2. Basım), 240 sayfa

5 Ekim 2011 Çarşamba

PİRAYE, Canan Tan

Piraye.. Çok güçlü bir bir kadın karakter. İstanbul'da diş hekimi olan babası ve ev hanımı annesiyle yaşar. Üniversitede diş hekimliği okumaya başlar. Ardından hayatında bir sürü değişiklikler olur. Olaylardan burada bahsedip kitabın tadını kaçırmak istemem tabi ki.
İlk sayfasından itibaren beni içine aldı Piraye... En kısa sürede okuyup merakımı gidermeliyim diye kitabı 2 günde 'yuttum' diyebilirim. Canan Tan'ın okuduğum 2. kitabı bu. Daha önceden İz'i okumuştum. İz'in arka kapağında yazılan 'farklı bir Canan Tan romanı' yazısına da takılmıştım doğrusu. Piraye'yi okuyunca İz'deki sürükleyici ve akıcı anlatımı tekrar gördüm. Hala anlamış değilim neden farklı olduğunu. E. belki bu konuda bana yardımcı olabilirsin :)
Piraye'nin hikayesi beni çok heyecanlandırdı. Üniversitedeyken bir arkadaşımı hatırladım. O da Malatya'ya gelin gidecekti az kalsın! Roman boyunca, nasıl oluyorda Piraye gibi bir karakterin bu olayları yaşayabildiğini düşünüp durdum. Hani derle ya nerdeeeen nereye! Şehriban karakterine ise yaşadığı bölgedeki insanları iyi analiz edebilme ve Piraye'yi etkileyebilme yeteneklerinden dolayı hayran kaldım. Her eve lazım böyle bir yoldaş.
Kitabın bittiğine üzüldüm bile diyebilirim. Piraye iki gün boyunca beni sarıp sarmaladı. Canan Tan romanı o kadar güzel bir dille anlatmış ki olayın içinde hissediyorsunuz kendinizi. Bir Piraye olup çıkıyorsunuz. Tüm heyecan ve üzüntülerini beraber yaşıyorsunuz.
Kitabı alın, okuyun ve okutun!


S.


Piraye
Canan TAN
Altın Kitaplar, 2011 (17. basım), 395 sayfa