29 Ocak 2013 Salı

DOSTLARIM AŞKLARIM, Marc Levy

2013 yılının ilk yazısını Marc Levy ile açmak oldukça keyifli..

Arka kapaktan;

Dünyanın çeşitli ülkelerinde milyonlarca okura ulaşan Marc Levy, son dönem Fransız edebiyatının en gözde yazarlarından biri. Okurlarına bir kez daha duygu ve mizah yüklü bir dünya sunuyor; Londra'nın göbeğindeki Fransız mahallesinde geçen sımsıcak, sevecen ve sevimli bir öykü anlatıyor. 

Otuzlu yaşlarını süren, boşanmış ve çocuklu iki eski arkadaş, hayatlarını yeniden kurmak için aynı çatı altına yerleştiklerinde bir kural koyarlar: Kadınların ve çocuk bakıcılarının bu eve girmesi yasaktır. Biri son derece egoist ve çocuk kalmış, öbürü mükemmeliyetçi ve özverili bu iki adam, kimi zaman çatışarak, kimi zaman uzlaşarak birlikte yaşamaya çalışırken yalnız değildir. Çevrelerinde dostları ve kapılarında bekleyen aşkları vardır. Ama geçmişin izlerini silecek gücü bulabilecekler midir?  

Adımını atınca yemyeşil çimenlere negatif enerjini bırakabileceğin bir balkonda çayımı yudumlarken, kuş sesleri eşlik ediyordu bu huzurlu ana... Efrafta palmiye ağaçları.. Biraz ileride okyanus.. Huzur var burada, sadece huzur! Sessizlik nasıl da güzel. Böyle bir mekanda başladığım kitap önce biraz şaşırttı beni. Hani diğerlerinde beni doğrudan içine çeken Marc Levy kitapları nerede? Neyseki çok sürmedi bu bekleyiş.

Bir Marc Levy romanını daha okuyup bitirmiş olmanın hem mutluluğunu hem de hüznünü beraber yaşıyorum! Mutluyum, çünkü beni bekleyen Marc Levy kitaplarına yelken açmanın vaktidir. Hüzünlüyüm, çünkü tadı yine damağımda kaldı. Gerçi daha önceden okuduğum romanlarını da göz önüne alarak, en keyif aldığımdan aşağıda doğru bir sıralama yapmam gerekse, sanırım bu kitap en alt sırada alır yerini. 

Anlaşılan Marc Levy beklentimi o kadar yükseltmişki ilk satırlarından itibaren konusu ile beni bir an önce sarmasını ve içine çekmesini bekledim. Beklentime cevap biraz daha geç oldu fakat sonuç önemli :) Sonrasında hareketlenen konu beni mutlu etmesine etti de kitap bende alelacele bitirilmiş hissi uyandırdı. Konu biraz daha işlenmeliydi.
  
Kitaptaki kadın karakterlerden birinin bir iki yerde aniden ortaya çıkması biraz tuhaf geldi. 'Heey! Gerçek hayatta olmuyor böyle şeyler' diye müdahale etmek istedim. Ee romanlarda ve filmlerde olmayacakta böyle şeyler nerede olacak değil mi?

Kitabın bir yerine 'senin bakışlarında yaşlanmak istiyorum ve hayatımın sonuna kadar senin gecelerini giyinmek istiyorum' diye bir cümle geçiyor. Nasıl da güzel bir evlenme teklifi ama! Romantik aşıklara duyurulur:)

Aslında kitaptan keyif almamızda çevirmenlerin büyük rolü var. Ayça Sezen'e başarılı çevirisi için çok teşekkürler.


Bu defa Karadeniz parlıyor önümde ışıl ışıl..  Bir sonraki durağı olamayacak kadar kısa geliyor kitap..   

S.

Dostlarım Aşklarım
Marc Levy
Çeviri: Ayça Sezen
Can Yayınları, 2010, 279 sayfa

6 Kasım 2012 Salı

PAULO COELHO "BİR SAVAŞÇININ YAŞAMI", Fernando Morais

Daha önce birkaç defa popüler olan kitaplara ilişkin ön yargılı tavrımdan bahsetmiştim. Hayatımda hiç Paulo Coelho kitabı okumadım. Ben lisedeyken Simyacı ve Sofi'nin Dünyası okumayanları dövüyorlardı yine de okumadım. Hatta inadına okumadım. Biyografileri ise hep sevdim. Başka birisinin ellerine hayatını teslim edebilecek kadar açık yürekli olanları okumak çok renkli geldi bana her zaman.
D&R, Can Yayınlarıyla yaptığı muhteşem kampanya ile gönüllerimizi ve ceplerimizi ele geçirdiğinde, az sonra bahsedeceğim kitabı etiket fiyatı 33,50 olmasına rağmen 5Tl'ye satın aldım. Dünyaca ünlü bir romancının hayatını merak ediyor olmanın yanında, bir insanın -üstelik henüz yaşayan bir insanın- 517 sayfada anlatılacak nasıl bir hayatı olabilir dedim.
Kitabın başlarındaki "O gün Osmanlı İmparatorluğu'nun Ermenilere yaptığı katliamın yıl dönümüydü ve Coelho'nun evinin yakınındaki Türkiye Büyükelçiliği önünde gürültülü patırtılı bir gösteri yapılıyordu" cümlesine kafayı takmadan okumaya devam ettim. Aslında bunu buraya yazınca kafaya taktığım da ortaya çıkıyor ya neyse... Yazarın bugünü ile başlayan, doğumundan günümüze her yaşadığı anı anlatan detaylı, akıcı bir biyografi.
Coelho boşuna -arka kapakta yazdığı gibi- "Fernando'ya daha önce kimseye söylemediklerimi anlattım... Kendime bile  söyleyemediklerimi..." dememiş. Gerçekten insanın kendisiyle baş başa kaldığında dahi dillendirmek istemeyeceği anılara bile yer verilmiş. Kitabın beni etkileyen en güçlü yanı yazarın neredeyse 40 yaşına kadar kafayı dünya çapında bir romancı olmaya takmış olması ve eninde sonunda bunu başarmış olması. Bir de tabii kitap henüz elimdeyken -ki biraz uzun süre elimde kaldığını itiraf etmeliyim- hemen her  sayfada, bir anne olarak "demek ki bir çocuktan hiçbir zaman ümit kesilmezmiş? Bu anlatılan adam da Paulo Coelho olduysa..." dedim.
Gerçekten hakkında neredeyse hiç bir şey bilmediğim ünlü bir insanın son derece "renkli" hayatını okumaktan çok zevk aldım. Bir anne olarak çok dersler çıkardım. Bir okuyucu olarak çok dersler çıkardım.
Bilmeden bilmek, inanmak, evrenden istemek,inatla istemek,inançla istemek... Düşüncelerde savruldum durdum. Yazarın eşimle inanılmaz noktalarda kesişmesi de bir an önce tüm kitaplarını okumak için sabırsızlanmama yol açtı.
En büyük ders de burada geldi; popüler olan her zaman sıradan değildir. Bu kadar insanın da bir bildiği vardır...
Sonu belli olsa da gerçek hikayeleri okumaktan zevk alanlara şiddetle tavsiyemdir...

E.



Paulo Coelho "Bir Savaşçının Yaşamı" Fernando Morais
Çeviri: Samim Sakacı
Can Yayınları, 2011, 517 sayfa

10 Ağustos 2012 Cuma

GÖLGE HIRSIZI, Marc Levy

Bir solukta, kah gülümsemelerle kah göz yaşlarıyla okuduğum bir Marc Levy kitabı daha. Yazarın kendine has bir tarzı var. Kimin yazdığını bilmeden okusaydım sanırım tahmin edebilirdim. En az bir tanıdık karaktere göz kırptırmadan edemiyor. Detaylarla tasvir edilmiş huzurlu mekanlar, araba yolculukları, yıllar sonra da olsa unutulamayan aşklar... Hayal gücü konusunda zaten diyecek söz yok. Bu kitabın ilk bölümünde bir de kahramanının ağzından bir çocuk dünyası anlatıyor ki... Büyüdükçe nasıl uzaklaşıyoruz o dünyadan ve biz ebeveynler çocuklarımızı nasıl da her şeyden bihaber sanıyoruz... Marc Levy nasıl oluyor da bu kadar eksiksiz, yanlışsız anlatıyor yaşananları bir çocuğun gözünden? Aynı saflıkla, aynı naiflikle...
Eşim kitapçıdaki indirimli kitaplar reyonunda kitabı işaret edip muzipçe gülümserken aklım neredeydi de boş boş baktım suratına bilmiyorum. Marc Levy kimdi, diye düşünmem nasıl bir unutkanlık hali içinde olduğumun kanıtıdır. Bu kitabı okurken eski bir dostla kahve içer gibi hissettim kendimi. Bir daha arayı bu kadar açmayalım deyip sarılmak geldi içimden bittiğinde.
Kitabı henüz almadıysanız naçizane bir tavsiye; sakın arka kapağı okumayın. Anlayamıyorum, bu arka kapakları kim ve neden bütün kitabı özetleyecek biçimde yazıyor. Ben okumamıştım, iyi ki de öyle yapmışım. Bittikten sonra okudum ve gözlerime inanamadım.

E.


Gölge Hırsızı
Marc LEVY
Çeviri: Ayça SEZEN
Can Yayınları, 2011, 211 sayfa

3 Mart 2012 Cumartesi

YORGUN ANILAR ZAMANI, Ayşe Sarısayın

Ben seçmedim bu kitabı; o bana geldi! Bir hastane odasında beklerken, camın önünde öylece duruyordu. Yanımdaki kişinin okunmayı beklenen kitabıydı aslında. Sonra elim gitti ve okumaya başladım. Okuduğum öyküler, yorgun bedenime ve ruhuma iyi geldi. 

Ayşe Sarısayın, güçlü kadınların yaşamlarından kesitler vermiş öykülerinde. Her biri yaşamla farklı kavgalar veren güçlü kadınlar onlar. 

Aslında öykü kitapları yerine romanları tercih ediyorum. Fakat bu kitaptaki öyküler hem diliyle hem de konularıyla hoşuma gitti. Güzel bir tat bıraktı. Acaba kadınların öykülerini içerdiğinden feministlik damarım mı tuttu?:) 

Ayşe Sarısayın Behçet Necatigil'in kızıymış. Bu kitabıyla da 2005 Sait Faik Öykü ödülü almış. İnternette dolaşırken yazarın web sitesine de rastladım; bir TIK. Bu sitede eleştirilere de yer vermiş.

Kitabın arka kapak yazısını da koymak istedim;

Sokaktan biri geçti az önce, karşı eve girdi. Rahatladım, daha erken, katlanamayız birbirimize. Koyu karanlıklarda belki, aynı yatakta bedenlerimizi sakınarak uyurken. Erken sabahlarda biraz, henüz uyku mahmurluğundan sıyrılmadan. Bayramlarda, zorunlu aile ziyaretlerinde, kısa sürelerde, ancak.
2004 Yunus Nadi Öykü Ödülü sahibi Ayşe Sarısayın, yeni öykülerini topladığı kitabı Yorgun Anılar Zamanı'nda yine kadın kahramanların arasında geziniyor. Masallar arasında büyüyen bir kız çocuğu, gördüğü mutlu evliliklerin bozulup dağıldığına tanık olmuş bir genç kız, kendi hüzünlü geçmişinden torununu sakınan bir anneanne ve evliliğini sürdürememiş kadınlar...
Ayşe Sarısayın, değerlerin sarsılmaya yüz tuttuğu toplumumuzda kadının ne olursa olsun ayakta kaldığını, kalabileceğini gösteriyor bize. Böylece biz bu hüzünlü ama dirençli kadınlarda mutlaka kendimizden bir şeyler buluyoruz.Yorgun Anılar Zamanı, ölçülü, şiirsel dili ve inandırıcı anlatımıyla Ayşe Sarısayın'ın öykü yolculuğunda yepyeni bir durak ve öykü edebiyatımızda iz bırakacak bir kitap.


Yazarın diğer kitaplarını da kütüphaneme yakın zamanda davet etmeliyim derken, genetik sanatta ne kadar etkili acaba diye geçiriyorum aklımdan...

S.

Yorgun Anılar Zamanı
Ayşe Sarısayın, Can Yayınları, 144 sayfa

18 Şubat 2012 Cumartesi

BEYAZ ELDİVEN SARI ZARF, Celil Oker

Ben tam bir Celil Oker hayranıyım. Şu anda baskısı bitmiş bütün romanlarını da okudum. Ünlü karakteri Remzi Ünal, çok sevdiğimiz, saygı duyduğumuz arızalı bir özel dedektiftir. Kafası herkesinkinden farklı çalışır. Uzun zamandır yazarın yeni bir kitabını okumamıştım.Bu kitapta sekiz öykü bulunuyor. Bana göre öykülerden sadece bir tanesi eski romanların lezzetine yakın. Sanki mecburen yayınlanmış veya 'karaladıklarımı toparlayıp bir kitap çıkarayım' düşüncesiyle basılmış gibi bir izlenim uyandırdı bende.
Özetle, bir gecede okuduğum, yenisinin çıkmasını sabırsızlıkla beklediğim Celil Oker kitaplarını özlemle anıyorum. Daha önce yazarı okumamış kişilere, tanışmak için bu kitapla başlamamalarını öneriyorum. Büyük hayal kırıklığı olabilir.
Eski romanların yeni basımlarının en kısa zamanda yapılması umuduyla...

E.


Beyaz Eldiven Sarı Zarf
Celil Oker
Altın Kitaplar, 174 sayfa, Eylül 2011 (1. Basım)